Portre | Aslı Smith

Heliotropic Studio'nun kurucusu grafik tasarımcı ve illustrator Aslı Smith ile projeleri ve Ecoprint ve Bundle Dye teknikleri kullanarak tasarladığı ürünleri konuştuk.

 

 

Önce sizi tanıyalım. Bize kendinizi stüdyonuzu anlatır mısınız?

Heliotropic Studio tekstil tasarım ve sanatı alanlarında doğal boyama ve özgün baskı odaklı çalışmalar yapıyor ve atölyeler düzenliyor. Hızlı tüketim anlayışına karşı duran, doğayla bağımızı güçlendirmek isteyen, zanaatkar üretim sürecine değer veren, doğaya, insan emeğine ve çevreye saygı ve sorumluluk duyan bir anlayışa sahip. Bütün bunlar benim varoluş biçimim ve değerlerimin bir uzantısı aslında. Heliotropic Studio'yu bir tür laboratuvar gibi düşünmek istiyorum. Hem benim kendi projelerimi, işlerimi barındırıyor hem de bu doğal süreçleri ve renkleri araştırmak, arşiv ve reçeteler oluşturmak, atölyeler ve tasarladığım ürünler için bir alan oluşturuyor. 

 

New York'ta, Pratt Institute'da grafik tasarım, New School University'de media studies lisansüstü programlarını ve Parsons'da güzel sanatlar programını bitirdim. Dergi, kitap, vitrin, ambalaj tekstil üzerine pek çok alanda illüstrasyon ve tasarım yaptım. 2008'den beri kendi işimi yapıyorum. 15 yıllık bir süreçten sonra 2013'te New York'tan Istanbul'a taşındım. Heliotropic Studio şu an bu iki yerde de iş yapıyor; ismini doğal boyama atölyeleri vermeye başlamamla 2016 yılında aldı. Çalışmalarım hep serigrafi, blok baskı gibi teknikleri içinde barındırıyordu, son 5-6 yıldır doğaya, bitkilere, renklere olan tutkum sonucu olarak yavaş yavaş evrildi. Şu an ağırlıklı olarak doğadan gelen malzemeler ve çeşitli doğal boyama ve baskı tekniklerini kullanıyorum.

 

 

Heliotropic Studio ismi nereden geliyor?

Heliotropic ismini latin kökenli Heliotropium kelimesinden alıyor ve  "Güneşe Bakan Bitkiler" anlamına geliyor. 

 

Proje ve atölyelerinizin hikayesinden bahseder misiniz?

Boya bitkilerinin pigment olarak kullanılması binlerce yıl önceye dayanıyor. Her coğrafyanın kendine has bir bitki örtüsü var, renkler hiçbir yerde aynı olmuyor, mevsime, toprağa, sulama şekline göre değişiyor. Renklerle oynamak, boya reçeteleri oluşturmak, kendi işlerimde bu yavaş ve meditatif süreçlerden geçerek dönüşümün parçası olmak benim için bir tutku niteliğinde. Süreç ve kullandığım materyaller ortaya çıkan sonuç kadar hatta belki daha önemli benim için. Boya bitkileri bakımından Anadolu dünyanın en zengin yerlerinden biri.  Her rengin bir hikayesi var, içinde bulunduğumuz coğrafyayla bizi buluşturuyor; o bağı hissetmek, desenlerimde coğrafyanın hafızasını renkler üzerinden deneyimlemek beni çok heyecanlandırıyor. Kendi işlerimde genellikle ekolojik baskı, bohça boyama, doğal boyama, shibori, serigrafi, blok baskı tekniklerini ve bunların kombinasyonunu kullanıyorum. Kumaş ve kağıt üzerine çalışıyorum. Bu aralar keçeyle çalışmaya basladım. Keçeyi keşfetmek, bu malzemeyle çalışmak çok hoşuma gidiyor.  

Heliotropic Studio'nun aslında kendi markasını ya da ürününü oluşturmak gibi bir misyonu yok. Ama zaman zaman bazen bir ürün kendiliğinden belirebiliyor. Ve bu da bana çok güzel geliyor. Bu aralar bir Hint sağlık sistemi olan olan Ayurveda'nin bir kolu olan Ayurvastra'ya duyduğum ilginin sonucunda İstanbul Çicekleri adı altında, çicek ve şifalı bitki pigmentlerini kumaşa aktardığım bir fular ve eşarp serisi çıkıyor ortaya. Ayurvastra "Sağlıklı Kumaşlar" anlamına geliyor ve bitkilerin şifalı etkilerinin kumaşa geçmesiyle ilgili; diabet, astım, artrit, egzama gibi hastalıkların tedavisinde kullanılıyor ve bağışıklığı güçlendirmeye yarıyor. 

 

 

Atölyeler ise belirli bir bilgi birikiminin sonucunda, bu bilgileri yavaş yavaş kendi çevreme aktarmaya başlamam ve doğal boyama tekniklerini öğrenmek isteyen bir kitlenin giderek artması sonucu oluştu. İlk başladığımdan bu yana çok değiştiler; atölyeleri tasarlamak ve geliştirmek benim çok zevk aldığım bir şey. Bence Heliotropic Studio'nun en önemli misyonlarından biri doğal boyama kültürünün yayılmasına katkıda bulunmak. Ne yazık ki Anadolu'da günümüze ulaşan çok fazla yazılı doğal boyama bilgisi yok; bilgilerin çoğu kaybolmuş, bu alanda iş yapan çok az sayıda usta var. Ben edindiğim bilgilerin çoğunu yurtdışında ustalarla çalışarak ve kendi araştırmalarım sonucu edindim. Şu an ağırlıklı olarak verdiğim atölyeler Doğal Boyama, Ekolojik Baskı, Indigo Fermantasyonu ve Shibori, ve Kumaş Üzerine Boyama ve Baskıya Yönelik Doğal Boya Yapımı. Yakında İstanbul Moda Akademisi'de Doğal Boyama Sanatı 1 ve 2: Deneysel Renk Desen ve Doku Çalışmaları başlıklı, bu tekniklerin çoğunu işlediğim atölye dersleri başlıyor.

 

Yakında zamanda Dilek Öztürk ve Bilgen Coşkun küratörlüğünde Atlas projesi için tasarım yaptım. Harran'da yaşayan kadınlar ve Suriyeli mülteci kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmalarına destek olan bu proje, Harran'daki ahşap, keçe, seramik ve dokuma atölyelerinde üretimi amaçlıyor. Çok güzel bir çalışmaydı, bazıları arkadaşım olan bence çok özel tasarımcılarla bir araya gelme fırsatı buldum. Proje için Harran yöresindeki sentezlenmiş Mezopotamya kültüründeki motifler ve sembolleri referans alarak keçe kilim ve duvar tekstili serisi tasarladım. 

Sürdürülebilir tekniklerle çalışmak isteyen markalar ve tasarımcılara doğal boyama ve renkler üzerine konsültasyon veriyorum ve tekstil ürünleri tasarlıyorum. Sipariş üzerine markalara doğal boyanmış prototip ve özel üretim yapıyorum. 

 

 

 

"Her rengin bir hikayesi var, içinde bulunduğumuz coğrafyayla bizi buluşturuyor; o bağı hissetmek, desenlerimde coğrafyanın hafızasını renkler üzerinden deneyimlemek beni çok heyecanladırıyor. "

 

 

 

Doğal baskı ve boyama teknikleri kullanıyorsunuz, bu tekniklerden bahseder misiniz?

Ekolojik Baskı  - ecoprinting(yaprakların ve çiçeklerin  izdüşümlerinin  buhar ve kaynatma yoluyla kağıt ve kumaşa aktarımı), doğal boyama,  bohça boyama - bundle dyeing (çicek ve bitkilerin pigmentlerinin buhar yoluyla kumaşa desen olarak aktarımı),  indigo boyama, shibori(Japon katlama tekniği), pasla ve güneşle boyama - solar dyeing, serigrafi ve blok baskı en çok kullandıgım teknikler. Suluboya, mürekkep ve baskıya yönelik boyalarımı yine kendim bitkilerden ve bitki ekstrelerinden üretiyorum. 

 

 

Bir grafik tasarımcı ve illüstrator olarak geçmişte digital veya fiziki kolaj teknikleriyle çalıştığınız bir sürü tasarımınız, bu süreçlerde genelde sonuç ürün tamamen tasarımcının kontrolünde. Heliotropic Studio ile yaptığınız doğal çalışmalarda ise üretirken sonucu %60 - %70 kontrol edebiliyorsunuz gibi gözüküyor, bu yaratıcı sürecinizi nasıl etkiliyor?

Aslında şu an %60-70den çok daha fazlasını kontrol ediyorum. Renkler değişken; kullandığınız bitkinin nereden geldiğine, nasıl sulandığına, toprağına, ne kadar güneş aldığına, mevsime göre değisiyor ama kullandığım baskı ve boyama tekniklerine zaman içinde çok daha hakim olduğumu ve istediğim sonuçları elde etmekte daha az zorlandığımı düşünüyorum. Kendi arşivimi ve reçetelerimi oluşturmak benim icin bu işin en önemli parçası, süreci kontrol edebilmemi ve bu alanda ürün tasarlamama imkan veriyor.

 

 

Fotoğraf: GPOD - Batu Tezyüksel

 

SaveSaveSave

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

Please reload

  • Facebook - Black Circle
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle

© 2018 by Tasarlayanlar.