Portre | Rive Roshan

06/12/2018

Doku, renk ve desenleri ustaca kullanan Amsterdam bazlı duo Rive Roshan ile tasarıma bakış açıları ve tasarım süreçleri üzerine konuştuk!

 

Bize biraz kendinizden ve stüdyonuzdan bahseder misiniz? Kariyerinize nasıl başladınız?

 

İkimizde tasarımcı aılerlerden geliyoruz. Golnar’ın babası grafik tasarımcı, Ruben’in babası ise endüstri ürünleri tasarımcısı. Tasarımla çevrelenmiş bir çocukluk geçirdik ve kendimizi büyürken gelişen bir tasarım algımız oluştu diyebilirim. Marcel Wanders’ın stüdyosunda çalışırken tanıştık, tanıştığımız anda güçlü bir etkileşim oluştu. Başlangıçtan beri, fikirlerimiz çok uyumluydu ve düşüncelerimiz benzer çizgide gelişiyordu. Dünyanın iki zıt noktasından geliyoruz ve dolayısıyla farklı kültürel geçmişlerimiz var, buna rağmen ilgi alanlarımız başından beri oldukça paralel. Zamanla, kendi düşünme yöntemimizi ve dilimizi şekillendirmeye başladık.

 

Rive Roshan, istediğimiz şeyi özgürce oluşturabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz, bizim için yaratıcılığın ilk çıkış noktası oldu.

 

 

 

Şu anda nereden çalışıyorsunuz? Yaşadığınız şehir ve atmosfer işlerinizi nasıl etkiliyor?

 

Stüdyomuz Amsterdam’da, şehrin kuzeyinden şehir merkezine doğru uzanan nehri görüyor. Oldukça huzurlu bir stüdyo ortamımız var, nehrin kenarında olmasının da etkisi büyük. Stüdyomuz çeşitli materyaller, maketler ve kitaplarla dolu.

 

 

 

Projeleriniz arasında kişisel favoriniz hangisi?

 

Şu an camdan mobilyalar üzerine çalışıyoruz. Işık ve renklerin camla olan etkileşimi bizi çok heyecanlandırıyor!

 

 

'Grafik, iç mekan ve ürün tasarımı ile ilgilenen deneysel bir tasarım stüdyosuyuz. Renk ve dokuya dair güçlü bir ilgimiz var, bu da bizi estetik ve ham bir güzellik algısına yöneltiyor.'

 

 

 

Tasarım süreciniz nasıl ilerliyor? Sizi tetikleyen, ilham veren şeyler neler?

 

Fikirlerimizi konuşarak geliştiriyoruz ve daha sonra kağıt üzerinde çalışmaya başlıyoruz. Bazı fikirler hayata geçmeden önce yıllarca sketchbooklarda kalabiliyor. Taslak çizimlerden sonra model geliştirmeye başlıyor ve üzerinde oynuyoruz. Sevdiğimiz şeyi bulana kadar oldukça fazla ve çeşitli maket yapıyoruz. Sürecimizin büyük bir kısmı ürünün görsel karakteri ve dokunulduğunda verdiği hisse odaklı. Bizi şaşırtan bir sonuç elde edene kadar materyallerle ve renklerle ilgili kapsamlı deneyler yapıyoruz. Bizi heyecanlandıran ise şaşırtıcı renk kombinasyonları üzerine çalışmak.

 

 

 

Tasarımcı olarak en güçlü bulduğunuz yanınız nedir ve hangi yanlarınızı geliştirmek istersiniz?

 

Tasarımcı olmanın en iyi yanı özgürlük ve hayal gücünü kullanmak. Zihin çok güçlü bir araç ve zihninizi serbest bıraktığınız sürece her şeyi yapmanız mümkün!

Şu sıra çalışma sürecinde daha verimli olmayı öğrenmeye çalışıyoruz.

 

 

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde tasarımcı olmanın en iyi yanı nedir?

 

Dijital çağ ile birlikte özgürlüğümüzün sınırları genişledi. Seri üretimden farklı olarak daha küçük ölçekli üretimleri de kolayca yapabilir olduk. Bu da bize fikirlerimizi elle tutulur bir şekilde görme fırsatı tanıyor.

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

Please reload