Portre | Kenarköşe

05/14/2019

 

Kenarköşe, dijital yayıncılık-geliştirme ve marka-kimlik alanlarında özelleşen bir tasarım stüdyosu. Basılı medya, sergi tasarım-kürasyon, reklam, ürün tasarımı ve mimarlık alanlarında da yaratıcı çözümler sunuyor. Ankara bazlı Kenarköşe ekibiyle tasarım süreçleri ve stüdyolarını nasıl kurdukları üzerine konuştuk.

 

 

Tasarım sürecinde dikkat ettiğiniz noktalar nedir?

Bizim için tasarım sürecinde en önemli şey problemi doğru anlamak ve yapılacak olan işi doğru tanımlamak. Bunun için iş başlangıcında müşterilerle uzun toplantılar yapıyoruz. Sonrasında ofiste üstünden geçip beyin fırtınası ve case study'ler yapıyoruz. Problemi doğru tanımlayıp gerekli araştırmayı yaptıktan sonra güçlü bir konsept geliştirerek tasarıma başlıyoruz. Sonrası tamamen süreç yönetimi.

 

Aslında mimarlık alanında bir geçmişiniz var. Daha sonra Sovo ismi altında takılar tasarladığınız bir marka kurmuşsunuz. Çalıştığınız projelerin ölçeğini dramatik olarak küçültmek nasıl gerçekleşti?

Biz biraz tezcanlı bir ekibiz. Mimarlıktan uzaklaşmamızın sebeplerinden birisi final ürünün ortaya çıkmasının çok uzun bir süreç olmasıydı. Bir diğeri de mimarlıktaki farklı meslek gruplarının müdahalesi sebebiyle bütün süreci kontrol edememekten kaynaklı final ürünün belirlediğimiz konseptten uzaklaşması durumu. Bu sebeple Sovo bizim için harika bir kaçış noktası oldu. Fikir ve isim bulma süreci çok uzun da sürse kendi başımıza kendi istediğimiz şekilde özgürce tasarım yapıp yeni malzemeler ve üretim yöntemleri keşfetmek çok heyecan vericiydi. Tasarladığımız ürünlerin başka insanlar tarafından kullanılması, özel günlerde hediye edilip başkalarını mutlu etmesi bizim için çok keyif vericiydi.

 

 

UX/UI tasarımından mimariye, sanat yönetimine kadar birçok farklı alanda işler yapıyorsunuz. Bu süreç nasıl yürüyor?

Bir şeyler tasarlayıp üretebildiğimiz sürece bizim için işin adı hiç önemli değil. Yeni tasarım dallarına girmekten çekinmiyoruz. Çünkü aslında bizim Kenarköşe’deki başarımız mimarlıkta aldığımız temel tasarım eğitiminin gücünden geliyor. Tasarımla ilgili bütün alanlarda aslında temel mantık aynı, dolayısıyla farklı alanlarda çalışmak yeni bir challenge olmaktan daha çok ufkumuzu açan yeni bir süreç oluyor bizim için.

 

İşlerinizi sergilemek için hangi platformları kullanıyorsunuz?

Behance ve Instagram’ı olabildiğince aktif kullanmaya çalışıyoruz.

 

 

 

Marka kurmak ve bunu yönetmek günümüzde gittikçe zorlaşıyor. Peki grafik tasarım alanında projeler hangi kanallardan geliyor? İlk projenizi nasıl aldınız?

Yaptığımız ilk işler genellikle mimarlık fakültesinden grafik tasarıma olan ilgimizi bilen hocalarımız kanalıyla geldi. Bunlardan bizim için en önemlisi ODTÜsanat. Son dört yılın tasarımları bizim elimizden çıktı. Farklı medyalarda ve farklı ölçeklerde pek çok iş yapmak bizim için çok öğretici bir süreç oldu.

 

Sonrasında yine mimarlıkla ilgili önemli ve köklü bir dernek olan Mimarlar Derneği 1927’nin tasarım işlerini yapmaya başladık. Sonraki işlerimiz genellikle buralarda yaptığımız işleri görüp bize ulaşanlar tarafından ve memnun kalan müşterilerimizin bize referans olması sayesinde geldi.

 

 

 

“Farklılıkları avantaja çevirip, bu yolda güçlü bir ekiple yürümenin başarıyı beraberinde getireceğine inanıyoruz.”

 

 

 

Size ilham veren şeyler neler?

Gizem: İlham kaynaklarım çok çeşitli aslında. Güzel tasarlanmış her şey bana ilham verebiliyor. Hatta bazen kötü tasarlanmış şeyler bile ilham kaynağım olabiliyor ☺ Nasıl daha iyi olabilirdi diye kendi aramızda konuşurken yepyeni fikirler üretebiliyoruz.

 

Merve: Benim için ana ilham kaynağı yeni keşfettiğim müzikler. İlk kez dinlediğim ve etkilendiğim bir şarkı veya yeni keşfettiğim bir grup yaptığım tasarımı çok farklı bir noktaya taşıyabiliyor. Kreatif bir iş yaparken başka kreatif alanları incelemenin yaratıcılığı beslediğine inanıyorum.

 

Pelin: Benim ilham kaynağım genellikle yaptığım işten farklı tasarım alanlarından geliyor. İki boyutlu bir tasarım üzerine çalışırken baktığım üç boyutlu ürün tasarım görselleri ilgimi çekiyor ve onu nasıl iki boyutta uygulayacağımı sorguluyorum.

 

Haktan: Benim en büyük ilham kaynaklarımdan biri kitapçıya gidip -içeriğinden bağımsız- gözüme güzel gelen dergilerin sayfalarını karıştırmak. Kitap kapağı tasarımları da aynı şekilde ilgimi çekiyor. Basılı bir yayını elime alıp karıştırmanın bir ekrandan bakarak internette gezinmekten çoğu zaman daha besleyici ve kalıcı olduğunu düşünüyorum. Tarayıcı veya telefondan kaydırarak hızla tükettiğimiz görsel içerikler, bence basılı bir yayın olarak daha sakin tüketilen bir hal alıyor.

 

 

 

Son 5 yılda grafik tasarımın yönü ve yarattığı değer çok değişti. Sizce grafik tasarım ne yöne doğru ilerliyor ve bu günlük projelerinizi nasıl etkiliyor?

Son 5 yıl sosyal medyanın en etkin kullanıldığı zaman dilimine denk geliyor. Artık insanlar işlerini çok daha hızlı bir şekilde çok geniş kitlelere ulaştırabiliyor, çok hızlı bir şekilde tasarım tüketimi yapılırken bir yandan da aynı hızda yeni şeyler üretiliyor. Bu da aslında yaratıcı ve farklı bir tasarım üretmenin zorlaştığını gösteriyor.

 

Stüdyo playlistinizde neler var?

Ne yok daha doğru bir soru sanırım :) Ofiste müzik hiç eksik olmuyor. Enerji depolamak için Beyonce, Nicki ve Cardi B’den vazgeçemiyoruz. James Blake, Vampire Weekend, The Vaccines, Arctic Monkeys, Foals, Kanye West, G-eazy, Billie Eilish, The Weeknd, Queens of the Stone Age, BTS, Pink Floyd, Queen, Alt-J… Öğrenciliğimizden beri beraber çalıştığımız için müzik zevklerimiz neredeyse bir oldu artık.

 

 

 

Hangi renk olmadan yaşayamazsınız?

Şu sıralar sarı favori rengimiz.

 

Kariyerine yeni başlayan genç bir grafik tasarımcıya vereceğiniz altın tüyo ne olurdu?

Biz işimizi çok seviyoruz ve gücümüzü işimize olan sevgimizden alıyoruz. Kreatif işleri sevmeden yapmak bizce mümkün değil. Dolayısıyla ‘üretmeyi seviyorsan asla pes etme!’ olurdu altın tüyomuz.

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

Please reload

  • Facebook - Black Circle
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle

© 2018 by Tasarlayanlar.