Portre | Studio Kali

04/07/2020

Studio Kali geleneksel el üretimi yöntemlerini modern bir estetikle yeniden yorumlayarak, bu tekniklerin içindeki bilgi, değer ve hassasiyeti günümüze taşımayı hedefliyor. Tasarımları zanaat ve tasarım ara kesitinde hayat buluyor. Geçtiğimiz günlerde Ege ve Yakamoz kilim serileri ile Edida 2020'de birincilik kazanan Studio Kali'nin öyküsünü kurucusu Fulden Topaloğlu'ndan dinliyoruz. 

 

 

Merhaba! Bize biraz kendinden ve Studio Kali’den bahseder misin?

Merhaba! Lisans eğitimim endüstri mühendisliği üzerine. Sonrasında, tasarım, sanat ve yaratıcı disiplinlere olan ilgimin peşinden gidip yüksek lisans ve doktoramı endüstri ürünleri tasarımı alanında tamamladım. 2010’dan beri de meslek hayatımı hem tasarımcı hem de akademisyen olarak ilerletiyorum. Kariyerimin ilk yıllarında farklı multidisipliner tasarım ofislerinde çalıştım. Kendi stüdyom ve markam Studio Kali’yi kurmadan önce bir mobilya firmasında tasarım grup yönetmeni olarak çalışıyordum. 2018 sonunda ise Studio Kali’yi kurdum. 

 

Studio Kali sunduğu tasarım hizmetleriyle hem çok disiplinli bir tasarım stüdyosu, hem de kendi markası altında sunduğu ürün koleksiyonuyla güncel bir tasarım markası. Tüm deneyim ve tutkumu Studio Kali’de sunduğum tasarım hizmetlerine ve yine bu marka altında oluşturduğum ürün koleksiyonu ile anlamlı ve sorumlu bir tasarım markası oluşturmaya yönlendiriyorum.

 

Studio Kali’yi yaratmaya nasıl karar verdin?

Yıllar içinde hem tasarımcı hem de akademisyen olarak kazandığım deneyimi, tasarıma duyduğum tutkuyla birleştirip, kendi stüdyom altında tasarım hizmetleri sunmak; bir yandan da yaşam mekanları için özgün ürünler sunan, sorumlu ve anlamlı bir tasarım markası yaratmak istedim. İşte Stüdyo Kali böyle doğdu. Tasarımcı olarak başka firmalara tasarım hizmeti vermek zaten alışık olduğum bir süreçti ama Studio Kali’nin kendi ürünlerini ortaya çıkarma isteği benim için bambaşka bir heyecanı ve deneyimi başlattı. 2019 başı itibariyle Stüdyo Kali’nin ilk ürün koleksiyonunu satışa sunmaya başladım.

 

Studio Kali’nin koleksiyonu tasarım ve zanaat ara kesitinde hayat buluyor ve ahşap, metal, yün gibi tamamen doğal malzemeler kullanılarak üretiliyor. El üretimi ve zanaatı yaşatmak, doğaya saygı içinde doğal malzemelerle üretim, kaliteli işçilik ve yerel üretime destek olmak Studio Kali’nin kendi koleksiyonunun temel değerleri arasında. Studio Kali’nin sosyal bir misyonu da var. Gelirlerin %5’ini sosyal sorumluluk projelerini desteklemek için kullanıyorum ve bu oranı stüdyonun büyümesiyle birlikte arttırmayı hedefliyorum. Dolayısıyla Studio Kali benim için mesleğimi yaptığım bir stüdyodan öte, tasarıma dair tutkumun, ilgi alanlarım ve kişisel değerlerimle bir araya geldiği; birbirini tamamlayarak, anlama, ürün ve deneyimlere dönüştüğü bir dünya aslında… Studio Kali ile bu dünyayı yaratmaya karar verdim.

 

 

Tasarladığın Ege ve Yakamoz kilim serileri ile Edida’da birincilik kazandın. Bu ürünleri tasarlarken nelerden ilham aldın? 

Kendimi bildim bileli suyla ve denizle ilişkim hep çok özel ve yoğun oldu. Hayatta bana hem en huzur veren hem de en çok hayal kurduran, ilham ve heyecan veren şey su ve deniz. Ayrıca Ege’de suya ve masmavi Ege denizine duyulan kocaman bir aşkla büyümüş biri olarak, Ege ve Yakamoz kilim serileri ilhamını doğrudan denizden, Ege’den ve Akdeniz’den alıyor. Bu serileri yaratırken, denizi anlatan kilimler ortaya çıkarmak istedim; akışkanlığıyla, devinimiyle, renk geçişleriyle, denizi ve insana verdiği hisleri günlük yaşama ve iç mekanlara taşıyan kilimler. Fotoğrafla da yakından ilgilendiğim için, deniz yüzeyine dair çektiğim fotoğraflardan, seçtiğim fotoğraflardaki renk geçişlerinden ve yansımalardan yola çıkarak ilerledim. Ege koleksiyonu, daha çok deniz yüzeyini ve akışı soyutlarken, Yakamoz koleksiyonu deniz yüzeyindeki ışık yansımalarını soyutlayan bir koleksiyon.   

 

 

 

Aslında mühendislik alanında bir geçmişin var.  Farklı bir disiplinin tasarımlarına ve tasarım sürecine etkisi nasıl oluyor? 

Sanırım bu anlamda birbirinden ayrışan 2 farklı bakış açısı ve yaklaşımı bir arada taşıyorum. Birisi daha yapısal ve sistematik, diğeri ise daha özgür, ucu açık ve zaman zaman da sanata öykünen bir yaklaşım. Tasarım projelerinin doğasına göre ise mühendislik eğitimimin sürece etkisi çok farklı olabiliyor. Özellikle endüstriyel yöntemlerle üretilecek ürünler söz konusu olduğunda, kavramsal aşamadan sonraki süreçte, ürün geliştirme, ürün alternatifleri oluşturma, üretim kararları anlamında, tüm süreci daha rahat ve sistemli bir şekilde ilerletmemi destekliyor. Ama bazen de bu iki yaklaşım arasında yoğun bir gerilim içinde ilerliyor projeler. Kategorize etmek, gruplamak, sistem kurmak, net cevaplar bulmak isteyen bir sol beyin ve duygusal kriterler, anlam, şiirsellik ve estetik değerler peşinde ilerleyen bir sağ beyin arasında hararetli tartışmalar ve pazarlıklar ile. 

 

 

Mobilya, ev aksesuarları, ürün ve ambalaj tasarımının yanında, tekstil tasarımı ve endüstriyel tasarım gibi geniş bir yelpazede işler yapıyorsun. Bu süreç nasıl yürüyor?

Studio Kali’yi kurmadan önceki dönemde çalıştığım stüdyo ve firmalarda, çok farklı sektörlerden firmalar için, farklı ürün kategorilerine dair tasarım ve ürün geliştirme projeleri gerçekleştirdim. Mobilya, seramik sağlık gereçleri, ev tekstili, takı, ev aksesuarları, çikolata ve ambalaj tasarımları bunlar arasında. Bir proje bittikten sonra hep yepyeni bir ürün projesi geldi, artarda aynı kategoride ürün tasarlamadım sanırım hiç. Bu konudaki mesleki deneyimimin yanında, bu çeşitliliği çok seviyorum ve yaratıcılığı beslediğini deneyimliyorum. Studio Kali’de de hem sunduğum tasarım hizmetleri anlamında hem de kendi ürün koleksiyonu anlamında bu çeşitliliği devam ettirmek istiyorum çünkü bu çeşitlilik ve olasılıklar dünyası mesleğime dair en sevdiğim şeylerden biri.

 

 

 

 

Projelerin arasında bir favorin var mı?

Favorim diyemem ama geriye dönüp baktığımda projelerimden bazılarıyla daha farklı bir kişisel ilişki kurduğumu fark ediyorum. Sama mobilya serisinden Sama tabure, Ege kilim koleksiyonu ve Mardin kolye bunlardan 3 tanesi. 

 

 

Stüdyo playlistinizde neler var?

Bolca Pink Floyd, David Bowie, Leonard Cohen, Miles Davis, Paco de Lucia, Chavela Vargas, ve bolca Bach ve Chopin ilk aklıma gelenler.

 

Hangi renk olmadan yaşayamazsın?

Çok zor soru! O yüzden izninle renkler olarak değiştirdim bu soruyu:) 

Kişisel dünyam için mavinin tüm tonları, firuze yeşili ve toprak tonları vazgeçilmezlerim!

Tasarımcı olaraksa siyah, beyaz ve ahşap tonları!

 

Önümüzdeki sene için planların neler? Yeni projelerin var mı?

Tabii ki çok fazla plan, proje ve hayal var. Yurtdışı tasarım fuarlarına katılarak, ürünleri yurtdışında tanıtmaya başlamak en öncelikli plan. Tam da bu seneki Milan Tasarım Fuarı’na hazırlık süreci içindeyken, karşılaştığımız bu zorlu koşullar nedeniyle fuarın iptal olması ve geleceği tam olarak kestirip planlayamamak nedeniyle bu plan biraz ertelendi ne yazık ki. Umarım önümüzdeki sene gerçekleşecek. 

Studio Kali’nin ürün gamına yeni ürünler ekleyerek bir yaşam markasına doğru evrilip büyümesini istiyorum. Dolayısıyla ilk projeler, ürün koleksiyonuna yeni ürünler ve ev aksesuarlarına yönelik yeni bir kategori ekleyerek koleksiyonu bütünsel bir çizgi içinde büyütmek üzerine olacak. Bu yönde çalışmalara başladım ve önümüzdeki dönem bu projeler üzerine yoğunlaşacağım.

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

Please reload

  • Facebook - Black Circle
  • Instagram - Black Circle
  • Twitter - Black Circle

© 2018 by Tasarlayanlar.