Portre I Turan Öztopal

TuranOztopalArchitects+Design Studio’nun kurucusu Mimar Turan Öztopal ile ilham kaynağı, tarzı, çalışma şekli ve daha birçok konu hakkında kendi hikayesi üzerinden konuştuk.

Öncelikle seni tanıyalım, kendinden biraz bahseder misin?

Merhaba, ben Turan Öztopal. Türkiye’de mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra yurtdışında farklı bir tasarım alanı ile yeni deneyimler kazanmaya karar verdim ve eğitimimi Politecnico di Milano Üniversitesi’nden Aydınlatma Tasarımı+LED Teknolojileri Master Programında tamamladım. Türkiye’ye döndükten sonra ise TuranOztopalArchitects+Design Studio’yu kurdum.

Kendi stüdyo’nu kurmaya nasıl karar verdin?

İtalya’daki deneyimlerimden sonra çok fazla vakit kaybetmek istemedim ve kendi tasarım anlayışımı bu deneyimler ile birleştirip ortaya koymaya karar verdim. Böylelikle 2019 Mayıs ayında kendi adımı taşıyan TuranOztopalArchitects+Design Studio’yu kurdum. Şu an kendi tasarımlarımı hayata geçirmeye başladım ve bunun için çok mutluyum.

Stüdyon/çalışma ortamın nerede? Bulunduğun mekan seni nasıl etkiliyor?

Aslında bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü 2 farklı şehirde çalışma ortamım var. Biri Balıkesir’de. Buradaki stüdyom kişiliğimi daha çok yansıtan ve sessizliğe ihtiyacım olduğu zamanlarda, kendimle baş başa kaldığım, kreatif projelerin başlangıç süreçlerini yürüttüğüm bir tasarım stüdyosu. Diğeri ise İzmir’de. Buradaki çalışma alanım ise genelde daha büyük çaptaki tasarım işlerimi yürütüp, toplantılarımı gerçekleştirdiğim ve Lead-Cowork ile iş birliği yaptığım bir çalışma ortamı. Burada olmanın en güzel yanı Lead-Cowork marka sahibi ve ekibi ile yakaladığımız büyük bir sinerji, sevgi ve saygı. Paralelde ikinci bir aile diyebileceğim bu takım ile de bazı kreatif projelerde birlikte çalışıyoruz.

Turan Oztopal Architects+Design Studio adı altında neler yapmayı planlıyorsun?

Çoğumuz çevremizdeki güzelliklerin farkında değiliz ya da kıymetini bilmiyoruz. Bazı değerlerin, duyguların ve hislerin önemini kavrayamıyoruz. Pozitif ve eğlenceli olmak bu noktada çok önemli. Tasarımlarım ile insanlara doğadaki, çevrelerindeki, hatta gözlerinin önündeki göremedikleri güzellikleri ve onların önemini gösterip, onlara pozitif enerji vermeye ve mutlu etmeye çalışıyorum. Bu bir ürün tasarımı ile de olabilir, bir iç mekan tasarımı ile de yada bir aydınlatma tasarımı ile de. 2020 yılı başında ürettiğim ilk ürün olan masa lambası ‘’Cactus Light’’ı 2020 Milan Design Week’te sergilemek için onay almıştım. Tabi bu zor Covid-19 sürecinde organizasyon ertelense de ilk olarak haziran ayında Virtual olarak firmanın platformunda, sonrasında 2021 Milan Design Week’te ürünü tanıtacağız. Kısa vadede bu konseptte ürün tasarımlarıma devam edip seri üretim ile hem Avrupa’da hem Türkiye’de satışa çıkartmak istiyorum. Tabi ki paralelde iç mekan tasarımları da ilerlemeye devam ediyor ve edecek. Bu süreçte Lead-Cowork’un cowork dediğimiz çalışma yapısını yansıtan konsept için çok çaba gösterdik. Şu an görünen o ki başarılı bir iş çıktı ve onlarla uzun vadede yine cowork yapısında farklı projeleri farklı illerde ve sonrasında bir avrupa ülkesinde hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bir başka uzun vadeli planımız ise ayrı konseptlere sahip yaşam alanları.

Tasarımda ilham aldığın noktalar neler?

Zamansız tasarımları ve düşünceleri ile beni çok etkileyen ve çok sevdiğim İtalyan tasarımcı Achille Castiglioni’nin bir sözü var; ‘’If you are not curious forget it’’. Onun bu sözü beni her zaman meraklı olmaya itmiştir. Bu merak da bana tasarım süreçlerinde özellikle araştırmalarımda farklı bakış açıları sunmakta. Merak duygumu kaybetmeden, etrafımdaki şeylere farklı açılardan da bakabildiğim zaman; bir film, müzik, kitap, karikatür, doğa, kahve eşliğinde yapılan bir sohbet, yürüyüş yada en basitinden bir obje bile zihnimde bir kıvılcım oluşturup ilham kaynağı olabiliyor.

Kendi tarzınızı nasıl tanımlarsın?

İskandinav mimarisini ve tasarımlarını çok seviyorum. Bu sadelik ve şıklık her zamanda bende huzur ve mutluluk hissi yaratıyor. Kendi tarzımı da İskandinav minimalizmine kendi duygu ve hissiyatlarımı, aynı zamanda da renkli dünyamı yansıtan ve huzur veren renkler katarak tanımlayabilirim.

Bir tasarımcı olarak güçlü bulduğun yönlerin neler? Hangi yönlerini geliştirmek istersin?

Benim tasarım sürecim önce zihnimde başlıyor, önce hayal edip sonra onu hızlı bir şekilde sketch defterimde karalamam gerekiyor. Bu noktada hayal gücümün fena olmadığını söyleyebilirim. Şuanda İzmir’de üretimi devam eden projelerim var. Daha fazla atölyede yer alıp üretim sürecini daha iyi gözlemleyip teknik anlamda kendimi daha çok gelişmek isterim.

Playlistinde şuan neler var?

Sade, Leonard Cohen, Sam Cooke, David Bowie, Fleetwood Mac, Joe Cocker…

Hangi renk olmadan yaşayamazsın?

Mavisiz asla. Her tonuna aşığım ama yanında yeşil de olmalı, benim için ayrılmaz ikili gibiler.

Sana nasıl ulaşabilir ve nereden takip edebiliriz?

Web sitem turanoztopal.com ve ya mail adresim design@turanoztopal.com üzerinden ulaşabilirsiniz. @to.designstudio hesabımdan da beni takip edebilirsiniz.

Öne Çıkanlar