Tasarlayan Kadınlar | Josephine Cochrane

06/22/2020

 

 

Tasarlayan Kadınlar’ın bu haftaki ilham perisi, bulaşık makinesinin mucidi Josephine Cochrane (1839-1913). Hemen hemen bütün zamanımızı evde geçirdiğimiz bu pandemi döneminde, herkes en çok beyaz eşyaların varlığına şükrediyor olabilir. Teknolojinin nimetlerinden bulaşık makinesi, beyaz eşya önem sıralamasında hiç şüphesiz ki başı çekiyor. Yükümüzü azaltan ve akli dengemizi korumamızı sağlayan bu önemli icada ve onun mucit ve girişimci tasarımcısına yakından bakalım. 

 

1839’da Ohio’da yaratıcı bir aileye doğan Josephine’in inşaat mühendisi bir babası ve buharlı gemiler tasarlayan bir dedesi vardır. Yeteneğine rağmen kendisi hiçbir zaman bilimle ilgili bir eğitim görmez. 19 yaşında William Cochran ile evlenen Josephine, özgürlüğüne düşkün ve kendine güvenen bir kadındır. Eşinin soyadı olan Cochran’ı kullanmaya başlar, fakat küçük bir değişiklikle: sonuna bir –e ekleyerek, eşinin ailesini kızdırma pahasına da olsa, Cochrane artık O’nun yarattığı bir soyad halini alır. 

 

Chochrane'in ilk bulaşık makinesi

 

 

Zamanının tanınan ve varlıklı ailelerinden olan Cochran’lar, boş vakitlerini misafir ağırlayarak geçirirler. Varlıklı bir aile oldukları için, ev işleri yardımcıları tarafından yapılır. Josephine, çalışanları tarafından elde yıkanan porselen tabaklarının sürekli çatladığını görür ve tabakları kendi yıkamaya başlar. Bu işin sandığından daha zor ve sıkıcı olduğunu fark eder; durumu çözmek için bir makinenin icat edilmesinin mümkün olup olmadığını düşünmeye başlar.

 

Tabakları tutan bir raf ve su fıskiyelerinden oluşan bir makine tasarlar. Bu ilk tasarımını geliştirmeye başladığı sırada, eşi vefat eder ve Josephine’e borçlarını miras bırakır. O güne dek para sıkıntısı olmayan Josephine için artık tasarımını başarması zorunluluk haline gelmiştir. Bu sırada kendisine rakipler de çıkar. Hatta 1850’de, elle kurulan bir makine patentlenir. Fakat, hiçbiri ticari bir başarı sağlayamaz.

 

Evinin arkasındaki bir kulübede çalışan Josephine, bardakları, tabakları vb. tek tek ölçer ve hepsine uygun telden bölmeler tasarlar. Bunları, bakır bir kazanın içinde düz duran bir çarkın içine yerleştirir. Motor tarafından harekete geçirilen çark döndükçe, sabunlu su, kirli bulaşıkların üzerine püskürerek onları temizler. 1886’da tasarımının patentini alan Cochrane, arkadaşları için makinesinin üretimine başlar ve icadı çok geçmeden “Cochrane Bulaşık Makinesi” olarak anılır. İcadını, yerel gazetelere ilan vererek tanıtan Cochrane, Garis-Cochrane Manufacturing Company’yi kurarak otellerin ve restoranların ilgisini çekmeyi başarır. 1893 yılında, meşhur Chicago World’s Fair’de (Chicago Dünya Fuarı) makinesini tanıtır; makine, tasarımı ve dayanıklılığı sebebiyle ödüle layık görülür.

 

Bulaşık makinesi, düşündüğünün aksine genellikle ticari kuruluşlara satılır. Bazı kullanıcılar, aslında elde yıkmayı sevdiklerini söylerler, bazıları da sabun kalıntısı bıraktığı gerekçesiyle makineyi tercih etmezler. Ayrıca, makinenin fazlaca sıcak su ihtiyacı vardır ve çoğu evin altyapısı gerekli miktarlarda su ısıtacak kazana sahip olmadığından, makine, ev kullanımına uygun bulunmaz. Toplamda 9 makine geliştiren Cochrane, 1913 yılında geliştirdiği ev tipi bulaşık makinesini 350 dolardan satarak, aynı yıldaki vefatından hemen önce evlerimize girmeyi başarır. 1916 yılında kendi ismini taşıyan firması, Whirlpool Corporation tarafından satın alınarak bugünkü KitchenAid markasına evrilir. 

 

 

Josephine’in icadı 20. yüzyıl toplum yaşantısını derinden etkiler ve 70’lerde bulaşık makinesi, batı dünyasındaki hemen hemen her evde yerini alır. Bulaşık makinesi ve buzdolabı gibi icatlar, yaşayış biçimlerimizi ve alışkanlıklarımızı tamamen değiştirirken kadınların evdeki yükünü azaltarak onların iş hayatına girmesinde de direkt rol oynarlar. Adı bugün pek bilinmese de Josephine Cochrane, kadının özgürleşmesi yolunda en önemli icatlardan birinin mucididir.

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

Please reload