Tasarlayan Kadınlar | Eileen Gray

07/06/2020

Eileen Gray 

 

Bu haftaki ilham perimiz, İrlandalı mimar ve mobilya tasarımcısı, aynı zamanda da modernist mimarinin öncüsü, Eileen Gray (1878-1976). Haftaya, Le Corbusier’nin bile kıskandığı, başına buyruk, bağımsız ve yaratıcı bir kadının, yıllar boyunca unutturulmuş hikayesiyle başlıyoruz.

 

İrlanda, Enniscorthy’de 1878 yılında doğan Eileen, sanatçı ve soylu bir ailenin 5 çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğunu Londra ve İrlanda arasında geçiren Gray, 1898’de Londra’daki Slade School of Art’a kabul edilen ilk kadınlardan biridir. Burada resim eğitimi görür ve sonrasında bir vernik atölyesinde çıraklık yapar.

 

1902’de Paris’e taşınan Gray, orada da vernik ile çalışmalarına devam eder. Paris’te, 1913’te dekoratif vernik paneller üzerine ilk sergisini açar ve adını duyurur. Kısa bir süre sonra 1. Dünya Savaşı çıkar ve Eileen Londra’ya döner. Savaştan sonra Paris’e geri dönen Gray, burada iç mimar ve mobilya tasarımcısı olarak çalışmaya başlar. 1922’de, O, artık özellikle Art Déco severler tarafından tanınan bir dekoratif obje tasarımcısıdır. Bu tarihte, artık kendi tasarımlarını sergilediği Jean Désert adında bir galerisi de vardır.

 

Eileen’i tasarım alanında ölümsüz kılacak eserleri ise mimariye ve modernist estetiğe merak salmasıyla ortaya çıkacaktır. 1926 ve 1929 yılları arasında, o dönemki sevgilisi Romanya asıllı Fransız mimar Jean Badovici ile Güney Fransa’da, E.1027 adında, ikisinin adından kodlanmış ilk evini ve içindeki mobilyaları tasarlar. Modernist estetiğin bir ürünü olan bu ev aynı zamanda Eileen için modernizme karşı bir duruş da sergiler. Le Corbusier gibi işlevselci ve rasyonel modernistlerin aksine, evin sadece bir “ikamet makinesi” değil de “insanın bir uzantısı” olduğunu yazar. Eileen, Le Corbusier gibi ünlü bir mimarın beğenisini bile peşinen kabul etmez; içinde olduğu modern tasarım anlayışını bile eleştirmekten çekinmez. Le Corbusier bu evi o kadar çok beğenir ve hatta kıskanır ki 1930’ların başında, Eileen ve Jean’ın ayrılmasını fırsat bilerek sık sık kaldığı bu evin bembeyaz duvarlarına, Eileen’e sormadan, 8 adet resim yapar; her ne kadar kendisi bir pürist olarak beyaz duvarlarıyla tanınsa da… Eileen bu resimleri “vandallık” olarak adlandırır. Le Corbusier’nin sık sık burada zaman geçirmesi ve eve başka binalar da ekleyerek imzasını bırakması, zamanla Eileen’in adını evin tarihinden siler ve bu ev, uzun yıllar Badovici ve Le Corbusier’ye atfedilir. Unutulan mimari eserlerinden bir diğeri de yine Güney Fransa’da bulunan, Tempe à Pailla (hasat zamanı) isimli bir villadır.

 

E-1027                                                                                                              Courtesy Manuel Bougot

 

2. Dünya Savaşı sırasında ise hem Eileen’in diğer işleri hem de E-1027 evi, Naziler tarafından yağmalanır. Ev maalesef, 90’lı yılların sonuna kadar yağmaya ve vandalizme maruz kalır. 2000’lerden beri restore edilen evin restorasyon süreci günümüzde henüz tamamen bitmemiştir.

 

Mimarlıkta başarılı olsa da Eileen, mimarlık alanında çalışmaz; mobilya tasarlamaya devam eder. Modernist bir anlayışla tasarladığı mobilyalardan en bilineni E-1027 için tasarladığı aynı isimli masa ve Michelin lastiklerinden esinlendiği Bibendum sandalyesidir. Çağdaşları Mies van der Rohe ve Marcel Breuer gibi Bauhaus tasarımcılarıyla aynı zamanda (1925) tasarımlarında çelik boru kullanır fakat yine erkek egemen bir alanda çalışması ve daha mütevazi bir hayat seçmesi nedeniyle, Eileen’in tasarımları hiçbir zaman Wassily Sandalyesi kadar ses getirmez.

 

Bibendum Sandalyesi

 

Tam olarak hiçbir akıma körü körüne bağlanmayan bu özgür ruhlu kadın, cinsel eğiliminde de kendini kalıplara sokmaz. Özel hayatında bir o kadar özgür olan Eileen, tasarimci olarak çekingen bir yapıya sahiptir ve kendini hiçbir zaman ticari bir tasarımcı olarak görmez.  Tasarımlarını dünya pazarına ancak ölmeden önce, Zeev Aram ile çalışarak sokar. Erkek egemenliğindeki tasarım sektöründe o kadar mütevazi kalır ki ismi, 1967’de Domus adlı dergide yayınlanan bir makaleye kadar unutulur. 1972’de, Yves Saint Lauren’in Le Destin adındaki paravanını satın almasıyla, Gray’in ismi tekrar duyulmaya başlar. Aynı yıl Londra’da ilk retrospektifi Eileen Gray: Pioneer of Design başlığıyla açılır. Ertesi sene sergi Dublin’de devam eder ve The Royal Institute of the Architects of Ireland, 95 yaşındaki bu öncü tasarımcıya fahri üyelik verir. Böylelikle, mimarlık eğitimine sahip olmamasına rağmen bu alanda da kendini kanıtlamıştır. Bibendum sandalyesi de yine aynı yıl diğer birçok tasarımı ile birlikte ilk kez seri üretime girer ve günümüzde hala üretilmeye devam eder.

 

E-1027 Masası

 

94 yaşında üne kavuşan Eileen, 1976 yılında, 98 yaşında hayata veda ederken, ölümünden sonra Dragon’s Armchair isimli koltuk tasarımının, yaklaşık 22 milyon Euro’ya satılarak, 20. yüzyılın gelmiş geçmiş en pahalı tasarımı olarak rekor kıracağını muhtemelen aklından bile geçirmemiştir.

 

 Dragon's Armchair                                                                                                                    Christie's

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

Please reload