Portre | Soyut Studio

Soyut Studio ile kendimize zaman ayırmak üzerine...


Tasarımda iyileşme well-being teması altında farklı tasarımları, tasarımcıları incelediğimiz bu sayıda Soyut Studio’nun kurucusu olan Dilara Seferoğlu ile bir araya geldik. Oluşturduğu yeni puzzle bakış açısıyla bizlere zaman sunmayı amaçlıyor.


Öncelikle seni tanıyalım, kendinden biraz bahseder misin? Merhabalar, ben Dilara Seferoğlu. Soyut Studio'nun kurucusuyum. İstanbul'da yaşıyorum. Grafik Tasarımı son sınıf öğrencisiyim. Öğrenciliğimin yanı sıra freelancer tasarımcı olarak çalışıyorum. Üretmeyi ve kedileri seviyorum. İşim aynı zamanda en büyük hobim diyebilirim. Dünyada insanların neler yaptıklarını araştırarak, aktif ve güncel kalmaya çalışıyorum.

Soyut Studio’yu oluşturmaya nasıl karar verdin? Fikirlerin ihtiyaçlardan ortaya çıktığını düşünüyorum. Pandemi ile birlikte çoğu insan evde yapabileceğimiz aktivitelere yöneldik. Bunlardan birisi puzzle'lar oldu. Bu süreç öncesinde de devamlı puzzle yapan ve seven birisi olarak yaptığım hiçbir puzzle'ı evime asmak istemediğimi fark ettim. Bu noktada bir mantık açığı oluştu, üzerine düşündüğüm ve zaman harcadığım bir şeyi tamamladıktan sonra ortadan kaldırıyordum. Evime asıp keyifle bakabileceğim puzzle'lar aramaya başladım ve iyi bir sonuç alamadım. Günlük rutinimde de illüstrasyonlar yapan biriyim ve bunu puzzle'larla bir araya getirebileceğimi fark ettim. Sık sık puzzle yapan biriyseniz eğer, parça sayısının bir önemi yoktur sizin için. Demek istediğim şu; bir kedi fotoğrafının puzzle'ını yaptığınızı düşünelim, hemen herkes kedinin burnunun ve ağzının nereye geldiğini kestirebilir. Ancak 'Soyut' bir puzzle'ınız olursa öngörülebilir olması pek mümkün değildir. Bunun yanı sıra, Soyut Studio Puzzle'larının ucu çok açıktır. Her bir kişi o puzzle'a ayırdığı süre boyunca oluşan tabloyu farklı yorumlayabilir. Çünkü tüm şekiller ve formlar soyuttur, yoruma açıktır. Bu noktada Türkiye'deki ilk ve tek 'vektör' puzzle üreten marka olmaktan onur ve gurur duyuyorum.

Kurduğun oluşum tam da pandemi döneminde çoğumuzun ihtiyacı, tasarımın bu anda kalma tasarımda iyileşme well-being yönü hakkında ne düşünüyorsun? Bundan tam 1 yıl önce kendimizi küresel bir salgının içinde bulduk. Geri döndüğümüz şey sadece evlerimiz değil, insani benliklerimiz de oldu. İnsanın kendi sesini dinleyebilmesi, meditasyona olan ihtiyacını fark edebilmesine sebep oldu. Ben kendi sesimi duymak istediğimde yazarım veya çizerim. Bunu büyük bir şans olarak görüyorum çünkü bir şeyler yazıp çizmek, üretmek zaten benim 'normalim'. Ancak dönüp baktığımda, çoğu insanın kendine zaman ayırıp, kendi seslerini dinlemeye fırsat yaratmadıklarını görüyorum. Nitekim, insanlar pandemi ile birlikte üretkenlik yarışına girdiler ve buna 'yeni normal' dediler. Aslında yeni değil, sadece normalleri bu olmalıydı. Burada insanların üretme azminin ve bu devamlılığın, üretilen şeyden çok, üretim esnasında geçirdikleri zamanlarının, duyabildikleri kendi iç seslerinin sebep olduğunu düşünüyorum. Herkes üretme ihtiyacı sezmeyebilir ama herkesin dinlenme ihtiyacı sezdiğine ve sezmesi gerektiğine gönülden inanıyorum. Soyut Studio, tam bu noktada ortaya çıktı. Ben üretiyorum, insanlar parçaları bir araya getirmek için zaman ayırıyorlar. Bu bir ekip işi. "Sanat toplum içindir" düşüncesini benimseyen biriyim. Fikirlerin topluma hizmet etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda Soyut Studio'yu oluştururken hedeflediğim en temel şey, dijitalleşmenin bu denli durdurulamaz olduğu bir zamanda, insanları ekranlardan uzaklaştırarak; yavaşlatmak ve sıfırlanmış şekilde yeniden bağlamaktı.



Atlattığımızı umacağım bu dönem ile beraber tasarımda iyileşme artık birçoğumuzun önceliği durumunda, bununla ilgili beğendiğin takip ettiğin projeler var mı? Spesifik olarak öne süreceğim tek bir proje yok ancak, geride bıraktığımız süreç boyunca sevinçle takipçisi olduğum bir tablodan bahsetmek isterim. Biraz önce de değindiğim gibi, insanlar tasarımın mental sağlığa ne kadar iyi geldiğinin farkına varma fırsatı yakaladılar. Bunun sonuçları ise, etrafımızda daha fazla üreten insanlar oluştu. İnsanlar ürettikçe iyileşiyorlar ve her yeni bir üretim sürecinde bir öncekinin üzerine biraz daha koyuyorlar. Üretilen şeyden ziyade, o üretim süreci bu döngünün devamlılığını sağlıyor. Salgını tamamen geride bıraktığımızda da bu üretimin sonunun gelmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü insanlar bunun bir istek değil, ihtiyaç olduğunu yaşayarak deneyimlediler. Senin için yeni normal nedir? Bana göre yeni normal, aslında var olanı alışılmamış bir formla yeniden yorumlamak üzerinden ilerleyecek. Bir reklamcı olarak, günümüzde artık 'ne' ürettiğimizin değil, 'neyi, nasıl' ürettiğimizin önem arz ettiğini düşünüyorum.




Grafik Tasarımcısı olarak, tasarımlarında kullanıcıdan bir beklentin ve ya kullanıcı ya bir tavsiyen var mı? Tasarımcı olarak değinmek istediğim önemli bir nokta var. Aslında biz insanlara puzzle değil, zaman satıyoruz. Bunun önemli bir değer niteliği taşıdığını düşünüyorum. Devamında, bu zamanı satın alan insanlar buna anlam katıyorlar. Zaman çok değerli, kullanıcıya zaman vaat ediyorsak eğer, bu zamanın kaliteli kılınması ve bütününe döndüğümüzde parçaların toplamından daha fazla olduğunu hissettirebilmemiz gerekir. Takdir edersiniz ki, tüketici ile aramızda interaktivite sayesinde derin bir bağ kurabiliyoruz. Benim kullanıcıdan beklentim, hızla akan normalimizden bir an olsun sıyrılabilmeleri ve kendi benliklerini duyabilmek için fırsat yaratabilmeleridir. Zihinsel ve ruhsal sağlıklarında denge kurarak, ideal yaşam şartlarının oluşmasına izin vermeleridir. Hayal gücümüzün sınırı yoktur, uçabiliriz. Biz gerekli materyalleri ve zamanı sağlarız, bunu nasıl değerlendirmek istedikleri ise onların elinde.

Öne Çıkanlar